Resimupload.org FUTBOL VE BILIM - ---> SAMSUN IRMAKSANAYİSPOR <--- - Blogcu



Eski sanayi sitesi 1nolu sokak no:1 19 Mayıs Stadyumu karşısı -SAMSUN- +90 (0362) 228 04 00 DesigNeD By OnuR KeskiN - 2007
- IRMAKSANAYİSPOR KULÜBÜ RESMİ WEB SİTESİ -

" SAMSUN'DA AMATÖR BİR KULÜP İÇİN HAZIRLANMIŞ İLK VE TEK WEB SİTESİ ! " ?????? At site

Salı, Temmuz 10, 2007

-- FUTBOL ve BİLİM --> SU ve SPOR...

 

                                                                                      

  Vücudumuzun su kaynakları nelerdir?                                 
Vücudumuzun su kaynakları üç ana grupta toplanır. Bunlar: Direkt olarak alınan su, çeşitli sıvıların içindeki su, çeşitli besin maddelerinin içindeki sudur. 

 

  Vücudumuz nerelerde suyu kullanır?
Su insan vücudunun önemli gereksinimidir.  Bilindiği gibi insan organizmasının %65-70 ‘i sudan oluşmaktadır. İnsan vücudu dört temel olgu için suya gereksinim duyar. Bunlar şunlardır: a. Besinlerin vücuda alınması, b. Sindirim kolaylaşması,  c. Zararlı öğelerin dışarı atılması, d. Vücut ısısının denetimi.
Bilindiği gibi fiziksel egzersiz sırasında vücudun sıvı gereksinimi artmaktadır.  Egzersiz ter  ve solunumla vücudumuzdan önemli miktarlarda sıvı kaybolmaktadır.  Örnek vermek gerekirse,  1000 metre koşusunda yaklaşık 1 litre, maratonda ise yaklaşık 5 litre sıvı kaybı olmaktadır. 


   
Sporcunun ne kadar su içmesi gerekir?
Sporcunun ne kadar su içmesi gerektiği yaptığı aktiviteye, ortamın sıcaklığına ve aktivitenin süresine bağlıdır. Bu olaya harcanan kalori bazında bakarsanız, beslenme uzmanları harcanan her 1000 kilokalori için, bir litre suyun alınması gerektiğini söylemektedir.

 

  Su ne zaman ve ne kadar içilmelidir?
Su içimi üç ana başlık altında toplanabilir. Bunlar;egzersiz öncesi, egzersiz sırası ve egzersiz sonrasıdır.  Yarışma veya egzersiz öncesi son öğünde 2-2. 5 bardak su içilmelidir.  Egzersizden yarım saat önce de 1 bardak içilebilir.  Egzersiz sırasında su tüketimi kuşkusuz egzersizin şekli, süresi ve ortamın sıcaklığına bağlıdır.  Beslenme uzmanları genelde bir saatin altındaki fiziksel aktiviteler için en uygun sıvı alımının su olduğu görüşündedir.  Bu nedenle bir saat ve onun altındaki fiziksel aktivitelerde 20 dakikada bir  bardak su içilmelidir.  Egzersiz sonrası su içimindeki kriter de idrarın rengidir. İdrarın rengi açık oluncaya kadar sporcunun su içmesi önerilir.  Aslında burada asıl mantık aktivite öncesi ve sonrası vücut ağırlığının belirlenip, farkı kadar su alınmasıdır.

 

    Su ne soğuklukta olmalıdır?
Sporcunun içeceği suyun soğukluk derecesi sürekli tartışılan bir konudur ve bu konuda gelenekler yanlış bilgilerle doludur.  Özellikle  bu yanlış bilgiler egzersizde ve sonrası “soğuk su”içilmemesi yönündedir.  Bu yanlış bir bilgidir.  Egzersiz sırasında ve sonrasında termo-regülasyon (artan vücut sıcaklığının dengelenmesi)için özellikle soğuk su içimi yararlıdır.  Burada beslenme uzmanları suyun soğukluğunun 5-10 derece olmasını önerirler.


   


Pazartesi, Hazirane 4, 2007

-- FUTBOL ve BİLİM --> Çocuk Beceriyle Doğmaz, Öğrenir...

ÇOCUK VE BECERİ...


      Çocuk ve gençlerin futbol teknik öğrenimi, eskilerin deyimiyle "maharet" eğitimidir. Futbolcunun gelecekteki tüm mesleki yaşamını etkileyecek bu eğitimin, bilinçli ve tutarlı bir sistem anlayışı içiresinde yürütülmesi hatasız, usta, "teknik cambazlar" yetişmesinin temel şartıdır.

 

     Hiçbir pedogojik formasyonu olmayan, çocuk ve gençlik psikolojisinden habersiz, öğretim metodu konusunda hiçbir kariyeri olmayan bir kişi, sadece topa vurmasını biliyor diye çocuklara antrenör olarak tayin edilirse, ortaya gerek teknik, gerekse futbol kişilik yapısı yönünden  bir çok yanlışı olan "sorunlu futbolcu tipleri" çıkması kaçınılmaz olur. Futbol kulüplerinin altyapı organizasyonlarına, özel antrenör tipleri gerekmektedir. Bu konuda söylenecek şey: "Ucuz değil, özel mi özel antrenör" olmalıdır. 

                                                                                                     

                                                                                TURGAY RENKLİKURT

 

           


Salı, Mayıs 22, 2007

-- FUTBOL ve BİLİM -->Sağlıklı Beslenme ve Diyet..

DENGELİ VE İHTİYACINIZ KADAR BESLENİN


                                                                                                               

        Ne yediğiniz ve nasıl yediğiniz yalnızca vücut yağı oranınızı değil, genel sağlık durumunuzu da etkiler. Beslenme ile ilgili ihtiyaçlarınız, sağlık ve egzersizle ilgili hedeflerinize bağlı olarak değişir. Aynı zamanda, sağlıkla ilgili belirgin hedefleriniz olmasa bile, egzersizlerinizle ilgili genel beslenme hakkında bilgi edinmenizin önemi son derece açıktır. Beslenme alışkanlıklarınızda yapacağınız çok ufak değişikliklerin, beslenmenizi çok daha sağlıklı bir hale getireceğini bilmek sizi çok memnun edecektir. Bu konu ile ilgili doktorunuz veya diyetisyeninizle zaman zaman görüşmenizde fayda vardır.                                                                                                                
Kilo verme gayretleri içinde olurken;
       Daha sağlıklı ve zinde bir vücuda sahip olmak için şu yanlış görüşleri hiç dikkate almamalısınız:

Yağ kasa veya kas yağa dönüşebilir! Görüşleri yanlıştır. Yağ bir maddedir, kas ise bir dokudur, birbirlerine kati sürette dönüştürülemezler.

      Eğer tartıda kilonuz çok çıkıyorsa şişmansınız! Görüşü de yanlıştır. Kas yaklaşık olarak yağ'dan %75 oranında daha ağırdır. Bir başka değişle; "Vücudunuzdaki yağ oranını arttırmadan kilonuzu arttırabilirsiniz" ve hatta vücudunuzdaki yağ oranınızı azaltırken, kilonuzu arttırabilirsiniz.

      Kendinizi tartmak, şişman olup olmadığınızı anlamak ve vücunuzdaki yağ oranının yüksekliğini kontrol etmenin en iyi yolu tartılmaktır! Görüşü de sizi yanıltan bir husustur. Giysilerinizin üzerinizde nasıl durduğunu kontrol etmek daha akıllıcadır. Böylece vücut yağını kaybedip kaybetmediğinizi daha iyi anlarsınız.

Bütün kilo verme çabalarında belirttiğimiz şu iki ana konuyu dikkate alıp, tüm yaşam şeklinizi değiştirirseniz, yaşam boyu sağlıklı ve zinde olarak kalabilirsiniz.
Bu iki ana konu:


1. Dengeli beslenme - Yeme alışkanlıklarını değiştirmek ve kalori alımını sınırlamak
2. Düzenli egzersiz.

 

      Bu iki faktörün beraberce düzenlenmesi ile birlikte hem yaşam tarzı hem de vücudun istenen ağırlıkta kalması konusunda en önemli adımı atmış olursunuz. Ancak, beslenme ve egzersizler, yine uzman kişiler, doktor ve diyetisyenler tarafından belirlenmelidir.Bu iki faktörü uyguladığınız takdirde, vücudunuzun yağ oranı azalacak ve kas oranı artacaktır. Sizi formda, estetik ve güzel gösterecek olan ise kaslarınızın gelişmiş ve sağlıklı görüntüsü olacaktır.



Perşembe, Mayıs 10, 2007

--> FUTBOL ve BİLİM...-->Sporcu Beslenmesinde Bilinmesi Ge

SPORCULAR İÇİN ÖNEMLİ BİLGİLER...


                                                                                                                      

1- Sporcunun temel besini proteindir.
Yanlış: Proteinler egzersiz sırasında (diğer depolar tükenmedikçe) enerji üretiminde kullanılmaz.
Egzersizde enerji kaynakları, egzersiz ılımlıysa yağlar, şiddetliyse karbonhidratlardır.


2- Güç, hız ve dayanıklılığı artıran özel besinler vardır.
Yanlış: Bu performans öğeleri özel besinlerle iyileştirilemez
.


3- Egzersiz sırasında su içilmesi performansı bozar.
Yanlış: Egzersiz sırasında saatte 600-800 mililitre sıvı alınması performansı artırır, bazı sakatlıkları önler.


4- Egzersizden sonra susuzluk hissi geçene kadar su içilmelidir.
Eksik: ''Susuzluğum geçti'' dendiği anda hala vücut ağırlığının yüzde yarımı kadar kayıp vardır.


5- Egzersizden önce şekerli yiyecek-içecekler almak performansı artırır.
Yanlış: Egzersize 45 dakika öncesinden itibaren yüksek şeker içeren yiyecek-içecekler alınması, kan şekerindeki ani yükselmeye yanıt olarak fazla ensülin hormonu salınmasına, böylece kan şekerinde düşme ve halsizliğe neden olur.


6- Sporcu içeceği ile enerji içeceği aynı şeydir ve performans artırıcıdır.
Yanlış : Sporcu içeceği ile enerji içeceği aynı şey değildir.


7- Sporcu öğün aralarında atıştırma yapmamalıdır.
Yanlış: Sporcu ana öğünler arasında günde 2-3 kez besin değeri yüksek ara atıştırma yapmalıdır. Sporcu 2-2.5 saatten uzun süre aç kalmamalıdır.


8- Kafeinli içecekler idrar söktürücüdür, sıvı kaybına neden olarak performansı bozar.
Yanlış: Bu etki eskiden düşünüldüğü kadar fazla değildir.


Salı, Nisan 24, 2007

--BİLİMSEL MAKALELERİM--> Çocuk Sporcularda Sık Görülen Spor

ÇOCUK SPORCULARDA SIK GÖRÜLEN SPOR YARALANMALARI

 

                                                                                                                           

  

 

ONUR KESKİN*

 

ÖZET  

    Küçük yaşlarda elit spora yönlendirilen çocukların sayısı küçümsenmeyecek kadar fazladır.İlkokula henüz başlamış çocukları spora yönlendirerek geleceğin şampiyonları yaratılmaya çalışılmaktadır.Bunun sonucunda yaptırılan yüklenmeler , erişkileri bile zorlayacak nitelikte olmaya başlamıştır.Bunun amacı sadece kazanmaktır , antrenör ve yöneticilerin kişisel hırslarından ibarettir.

   Özellikle ülkemizdeki spor eğitimindeki bu tip uygulamalar sonucunda birçok niteliğiyle gelecekte kendi branşlarında önemli yerlere gelebilecek genç sporcular ,  ciddi sakatlıklar geçirip , sporu bırakma noktasına kadar gelmektedir.Bunların engellenmesi çocuk yaşındaki sporcuların ciddi ya da ufak çapta sakatlıklar yaşama riskini en aza indirmek için ,  antrenörlerin çok iyi eğitilmesi ve antrenmanlardaki yüklenmelerinden özel yaşantılarına kadar her şeyi çok kapsamlı araştırması gerekmektedir.

 

 

ANAHTAR KELİMELER:Çocuk,sporcu,sakatlıklar

 

Giriş

  

    Çocukluk dönemi doğumdan itibaren 11-12 yaşına kadar süren zamanı kapsar.Ancak yaşa bağımlı kalmadan , doğumdan itibaren çocuğun fiziksel , zihinsel ve psikolojik gelişimindeki seyrine bakarak cinsel olgunluğa erişmesine kadar olan sürecin çocukluk dönemi olarak alınması gerekir.Çünkü kimi çocuk akranlarına göre daha erken ya da geç gelişebilir ( sporakademisi.com,04/02/2006 ).

   Çocuk yaş grubunda en sık rastlanılan yaralanma türü künt yaralanmadır.Düşme ve araç içi/araç dışı trafik kazaları ise en sık yaralanma nedenleridir (KANBİR, O. – 2000 ).

   Daha nadir görülen spor yaralanmaları , ateşli silah yaralanmaları ve diğer delici yaralanmaların yanı sıra bilinçli yaralanma türleri olarak aile içi şiddet ve intihar girişimleri de çocuklarda yaralanma nedenleri arasında sıralanabilir (SANCHEZ,J. , CHAİDAS,C. – 1999) .

    Spor yaralanmaları makrotravma ve mikrotravma olarak iki ana grupta toplanabilir.Makro–travmalar , omurga yaralanmasında olduğu gibi akut ya da ciddi bir olay olarak karşımıza çıkar.Makrotravmalar ise tekrarlayan zedelenmelerdir ve başlangıçta genellikle fark edilmez.Bu yaralanma mikroskobik düzeydedir ve tekrarlayan travma ağrıya yol açar.Bazı olgularda sakatlanmalar görülür (  UĞUR BAYSAL, S. – 2003 ).

   Son yıllarda çocuk ve ergen sporcuların yarışmalarda daha fazla yer aldığına ve yaralanma şekillerinin değiştiğine tanık oluyoruz.Gençlerin spora özendirilmesi ve kız çocuklarının da spor karşılaşmalarına katılmalarında artış görülmesi spor yaralanmalarının artmasına neden olmaktadır.Yetişkinlerde bel ağrısı genellikle iş ile bağlantılı iken , genç sporcularda görülen bel ağrısı ciddiye alınarak ayrıntılı olarak incelenmesi gereken bir durumdur (BERK,R.H. - 2004 ).

  Ülkemizde genç nüfusun spora katılımı ve ortaya çıkan yaralanmalarla ilgili yeterli istatistiksel veri olmamasına karşın , bu oranın gittikçe arttığı düşünülmektedir.Spor yaralanması nedeniyle hastaneye başvuran çocuk sayısında artış olduğu belirtilmektedir. Çocuklarda görülen spor yararlanmalarına ait istatistiksel bilgiler gerekli önlemlerin alınması açısından  oldukça değerlidir.Spora katılan belirli bir grup çocukta kesitsel olarak (belirli bir zaman diliminde) oluşan yaralanmalar (prevalans) ile bir grup çocukta tanımlanmış bir zaman diliminde ortaya çıkan sorunların sıklığı (insidans) üzerine veriler oldukça sınırlıdır (WİLLİAMS, J. ve Arkadaşları – 1998 ).

  Kanada’da inceledikleri bir yıllık arşiv raporlarında 0-19 yaşlarındaki 7527 çocukta , spor yaralanmalarını , 1000 çocukta 174 olarak bulmuşlardır.Danimarka’da 6069 kişiyle yaptıkları benzer araştırmada , 1000 olgunun 73’ünde sporla ilgili yaralanma görüldüğü saptanmıştır.İsviçre de ise yedi yılı kapsayan ve 14-20 yaşlarındaki çocukların sigorta kayıtlarına dayanarak yapılan araştırmada çocuklar için en riskli spor dallarının hentbol ( 7.6/10000 oyun saati ) ve buz hokeyi (8.6/10000 oyun saati ) olduğu bildirilmiştir.

  Aynı araştırmada üst ekstrimitelerin travmaya daha fazla maruz kaldığı belirtilmiştir.Yine Hollanda’dan başka bir çalışmada 8-17 yaş gruplarında saptanan 7468 yaralanmanın 791’nin çocuk sporcularda görüldüğü ; %31’nin tıbbi tedavi gerektirdiği ; en sık yaralanan bölgenin ayak bileği olduğu ; yaralanmaların %77’sinin kontüzyonlar ve çekme (strain) olduğu ortaya konmuştur.

  İrlanda’da 5-17 yaşlarındaki 397 çocuğun verilerinden yola çıkarak , akut ve kronik olguların hemen hemen eşit bir dağılım gösterdiklerini belirtmişlerdir.Bu dağılımın diğer kaynaklarda da yaklaşık olarak aynı özellikler gösterdiği bildirilmiştir.Ancak , cinsiyet ve spor dalları ayrı değerlendirildiğinde bu oranlarda değişiklikler görülmektedir (ERGEN, E. – 2004).

  Çocuklarda görülen spor yaralanmalarının bir nedeni , gelişimsel olarak hazır olmadan yarışma sporlarına katılmalarıdır.Nörolojik gelişim ve hazırlıklı olmak (readiness) terimleriyle açıklanan ve bu karmaşık ve sürekli sürecin antrenör ve ebeveynler tarafından iyi bilinmesi ve izlenmesi gerekmektedir.Çocuklarda yarışma kavramı gelişimi dokuz yaşından önce , bilişsel ve fiziksel olarak yarışmaya hazırlıklı olmak ise 12 yaşından önce görülmemektedir.Spor dalına özgü , ender görünen kronik (cimnastikçilerde klavikula stres kırığı) veya akut yaralanmalar (kalecilik yapan çocuklarda distal radius kırıkları) da saptanmıştır.Bu nedenle istatistiksel bilgilerden genel sonuçlar çıkarılırken , özel durumlara da dikkat edilmelidir ( BOYD, T., BROWNSON, P. , HUNTER, J. -  2001 ).

   Günümüzde genç kızların spora katılımında artış gözlenmektedir.Yaralanma nedenleri erkeklerle benzer olmasına karşın , yaralanma mekanizmaları farklı olabilmektedir.Bazı çalışmalarda , erkek sporculardaki yaralanmalar anlamlı derecede daha fazla (%69) bulunmuştur.Kızlarda daha çok çekme tipi  , erkeklerde kontüzyon şekilde yaralanma saptanmıştır.Kırıklarda da aynı özellikler izlenmektedir , erkekler kırıklara daha fazla maruz kalmaktadır ( LOUD, K. , MİCHELİ, L. – 2001 ).

   Özellikle futbol , basketbol , güreş gibi kontak spor yapan sporcularda ve oyun çağındaki çocuklarda ya diğer sporcuların çarpması ya da düşme sonucu yaralanmalar ortaya çıkabilir.Spor yaralanmaları içerisinde diş i çene , dudak ve dil gibi ağız içerisindeki dokuların yaralanmaları önemli yer kaplamaktadır.Ağız kaplayıcıları kullanılarak bunlar önlenebilir. (hekimim.com,03/06/2006).

    Omurga yaralanmaları bazı spor dallarına özgü olabilir.Örneğin buz pateni , jimnastik ve ya da dans sırasında zorunlu olarak spinal hareketin üst sınırlarının zorlandığı hareketler gerçekleştirilir.Bel ağrısı ritmik cimnastikçilerde yaklaşık %86 oranında , spondiloziz ise cimnastikçilerde %32  , balerinlerde %33 oranında görülmektedir.Klasik bale dansçılarında asimetrik tekrarlayan kuvvetlerin rolü olduğu sanılan skolyoz görülme sıklığı artmıştır

( HUTCHİNSON, M. – 1999 ).

    Aktif çocuklarda ve gençlerde sürekli ve ya tekrarlayan ayak ve ayak bileği ağrısı sık görülür.Ağrı ve sakatlığın birçok biçimi ve nedeni olabileceğinden doktorlar bu tip hastaları dikkatle değerlendirmelidir   (SAMMMARCO, J.,CARRASQUİLLO, A.H. - 1999 ).

   Kronik ağrı akut bir yaralanmada yetersiz tanı veya tedaviden veya konjenital bir anamoliden kaynaklanabilir.Aşırı kullanımda ayak ve bilek ağrısına yol açabilir.Kronik veya tekrarlayan ayak ve bilek ağrılarında doktorun uyanık olması akut yaralanmaların tanı ve tedavisinde odaklanmaya,bu yolla da sakatlık süresinin kısalmasına genç sporcularda uzun dönemdeki sekerlerden kaçınmaya yarayacaktır ( USLU, B. 1999 ).

   Sporda güvenlik çok önemlidir.Egzersizle ilgili küçük kazalar sık olmasına rağmen  (bir çalışma , 13 okul çağındaki çocuğun her yıl %22’sinin beden eğitimi dersi sırasında ve ya açık hava sporlarında yaralandığını göstermiştir.)Tedbirli bir yaklaşım aşırı kullanım yaralanmalarını ve daha ciddi travmaları minimale indirecektir.Örneğin küçükler ligi beyzbol atıcılarında aşırı kullanım yaralanmalarından kaçınmak için fırlatma sayımı kullanılmaktadır

    Pop Warner futbol oyuncuları yaşa ve kilolarına göre liglere dağıtılmaktadır.Müsabaka yapmak yanlış olmasa da ; çocuklar birbirlerini yaralamasının oldukça muhtemel olduğu noktalara gitmeye cesaretlendirilmemelidir   ( ÜLKAR, B. , GÜNER, R. , ERGEN, E. 2002 ).

  Futbol ülkemizde en popüler spor dalıdır ve ülkemizde yaşayan birçok genç ve ergenin tek spor yapma olanağıdır. Ülkemizde sadece 2000 yılında lisans muayenesi için 170 000 futbolcunun muayeneden geçtiğini düşünecek olursak, lisansı olmayıp, “mahalle” aralarında ya da halı sahada spor yapan kişilerin bunun kat kat fazlası olduğunu düşünmek mümkündür. Yurtdışında yapılan epidemiolojik çalışmalar futbol yaralanmalarının %85’inin 23 yaş altında olduğunu ve %45’in de 15 yaşın altında olduğunu bildirmişlerdir. Futbolcular arasında sezon başına %2.6-5.2 sporcuda ölümcül olmayan yaralanmanın olduğu bulunmuştur. Diğer ilginç bir gözlem ise salon futbolunda yaralanmaların, açık hava futboluna göre 6.1 kat daha fazla görülüyor olmasıdır.Futbolda ölümcül yaralanmalar kale direğine çarpmalar ya da kalenin futbolcunun üzerine düşmesi biçiminde olmaktadır. Bu nedenle özellikle sporcu eğitimi ve kale direklerinin iyice tespiti bu kazaları engelleyecektir.En sık ölümcül olmayan futbol yaralanması ise yumuşak doku ezilmesidir. Kırıklar enderdir, tüm yaralanmaların %3.5-9’unu oluştururlar.Kırıkların çoğu ise üst ekstremitede olur. En çok alt ekstremite yaralanmalar görülür.Gelişmekte olan sporcular da ise olgunlaşmamış iskelet sistemine ilişkin sorunlar ortaya çıkabilir.Topuk ağrıları , diz ağrıları buna bağlı (Osgood Schlatter hastalığı, Sever hastalığı, kalkaneal apofizit gibi) gelişebilir ( sahlanlar.com,02/06/2006).

   Yüz ve baş yaralanmaları çok sık olmasa da (%4.9-22) baş yaralanmalarının %20 kadarının beyin sarsıntısına neden olması önemli bir bulgudur.Göz yaralanmaları özellikle ender değildir.Basketboldan sonra futbol ağız-yüz ve diş yaralanmalarının en sık nedenidir. Ağız korumasının kullanılması bu yaralanmaları azaltmıştır (sakintaekwondo.com, 03/06/2006 ).

   Sporucunu fizik yapısı , antrenman durumu , antrenman saati ve sıklığı , yaşı , aşırı zorlanması ve ya yorgunluğu iyi ısınmış olup olmaması , yapılan sporun türü , sıklık süresi , zemin ve spor araçlarının kalitesi , sportif olayın organzisayonu şekli ayrıca iklim şartları , o anki hava koşulları gibi çok çeşitli faktörler spo sakatlıklarının ortaya çıkışında etkili olabilmektedir ( GÜNDOĞDU, C. , ÖZMERDİVENLİ, R. – 2003 ).

   Spor sakatlıkları yönünden güreş sporu birinci grup sporlar arasında yer almaktadır.Yapılan araştırmalara göre , sakatlanma oranı tüm sporlarda %1.9 olup , güreşte hokey ve bokstan daha az görülmektedir.Baş ve boyun sakatlıkları sportif faliyetler sırasında oldukça sık karşılaanan durumlardandır.Yıldız kategorisinde en çok ( %21,53) diz sakatlıkları ve en az (%7,69) baş boyun ve bel sakatlıkları cevabı verilmiştir

( YAMANER, F. , CİHAN, A. – 2001 ).

  Koşu sakatlıkları 1000 saat başına düşen sakatlıklar olarak ifade edilmektedir.koşu sakatlılarıyla ilgili etiyolojik faktörler 2’ye ayrıılmaktadır..

-         içsel faktörler: Pelvis , diz , tibia anomalileri , bacak uzunluğunda farklılıklar , kuvvet esneklik imbalansı ve ya eksikliği.

-         Dışsal faktörler : Antrenman hataları , saha ,zemin , kötü ve yetersiz ayakkabılar (YAMAN, H. – 2000 ). 

   MATERYAL-METOD

    Yaptığım araştırmada çocuk sporcuların branşlarına özgü sakatlıkları ve sakatlanma olasılıkları araştırılmıştır.Yurt dışında yapılan istatistiksel çalışmalar kullanılmış , bunların daha çok hangi branşa özgü sakatlıklar oldukları sayısal verilerle ispatlanmıştır.Bu konuyla ilgili daha kapsamlı araştırmaların yabancı kaynaklarda olduğu görülmüş ve daha çok yabancı kaynaklar kullanılmaya çalışılmıştır. 

BULGULAR

  Ülkemizde çocuk sporcuların daha gelişimi tamamlanmadan müsabakalara sokularak ciddi sakatlıklar sonucu sporu erken yaşta bıraktıkları görülmektedir.Yurt dışında da bu tip yanlışlıklar yapılmaktadır.Bunların en aza indirilmesi için antrenörlerin ve ebeveynlerin bilinçli olmaları yanı sıra , branşa özgü kullanılan materyallerin ve ergojenik yardımcıların da  sakatlıkları tetiklediği saptanmıştır.

   Sakatlıkların düzeltilmesi için gereken tıbbi desteğin sportif yaralanmalarda pek de kontrollü olmadığı ve spor hekimliğinin ülkemnizde henüz tam olarak oluşmadığı görülmüştür.

TARTIŞMA VE SONUÇ

   Bu çalışma gösteriyor ki , ülkemizde birçok sporcu daha spora başlayamadan sporu bırakmak durumunda kalıyor.Gerek spor eğitimindeki eksiklik , gerek sporcu yetiştirmek yerine antrenör ve klüplerin kendi başarılarını insan sağlığının önünde tutma durumu , sporcu sakatlıklarını daha da fazlaya çıkarıyor.Gençlerin spora yönlenmesinin arttığı , bayan sporcuların eskisinden fazla spora yönelmelerinin de etkisiyle ,  yani sporcu sayısının da artmaya başlaması , istatistiksel olarak sakatlıkların artmasında pek de anormallik olmadığını gösteriyor.

  Artık insanlar günümüzde sporu her yaşta yapmakta ve çocuklarını da küçük yaşlarda spora yönlendirmeye başlamışlardır.Onları spora yönlendirirken çocuklarının isteklerini de branş seçiminde gözönünde tutmaları gerekmektedir.İsteksiz yapılan aktivitelerde çocuklar sıkılacak ve dikkatsizce yapılan herhangi bir harekette sakatlanma olasılıkları artacaktır.Çocuklarımıza aldığımız her türlü ergojenik yardımcının kaliteli olmasına dikkat etmeliyiz.Antrenörüyle birlikte ortak hareket ederek çocuklarımızın gelişimini kendimizde görmeliyiz.Sonuç olarak sporu boş vakitlerimizi olumlu bir şekilde geçirmek için yaparken ve çocuklarımıza yaptırırken onların sağlığını her zaman için önemseyelim.Ve spor yapalım derken sağlığımızdan olmayalım , çünkü spor sağlıklı olmak için yapılır. 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

 

BERK, H.R. (2004): “Çocuk ve Ergen Sporcularda Lomber Yaralanmalar”, Acto Orrthop Traumatol Turc ,İstanbul, 38(1)74-80.

 

BOYD, T., BROWNSEN, P., HUNTER,J. (2001): “Distal Radial Fractures in Young Goalkeepers: a case for as appropriately sized soccer ball” , 35:409-11.

 

ERGEN, E. (2004): “Çocukluk ve Ergenlik Döneminde Spor Yaralanmalarının Nedenleri , epidemiyolojisi , risk faktörleri”, Acto Orrthop Traumatol Turc , İstanbul, 38(1)27-31.

 

ERGEN, E. (2001):”Çocuklarda Görülen Spor Yaralanmaları”, Ulusal Spor Hekimlği Kongresi ; 25-27 Mayıs,İstanbul. 

 

GÜNDOĞDU, C. , ÖZMERDİVENLİ, R. (2003):”Amatör ve Profesyonel Futbolculardaki Spor Sakatlıllarının Vücut Kütlesi ve Yaş Gruplarına Göre Dağılımlarının Analizi”,Gazi Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi ,Ankara, 7(4)58-66,.

 

hekimim.com,ağız koruyucuları,http://www.hekimim.com/merak ettikleriniz/agiz koruyucu/agiz kotuyucu htm#agiz,(03/06/2006).

 

HUTCHİNSON, M. (1999):”Low Back Pain in Elite Rhytmic Gymnists Med Sc”:Sports Exerc ,31:1686-8.

 

KANBİR, O.(2000):”Sporda Sağlık Bilinci ve İlk Yardım”,Bursa ,75-81.

 

LOUD, K., MİCHELİ, L. (2001):”Common Athletic İnjuries in Adolescent girls”,Curr Opin Pediatr ,13:317-22.

 

sahlanlar.com,gençlerde futbol yaralanmaları,http://www.sahlanlar.com/spor.html#10,

(02/06/2006)

 

sakintaekwondo.com,sporyaralanmalari,http://www.sakintaekwondo.com/taek-giris/Saglik/sporyaralanmalari/cocuk.htm,(03/06/2006).

 

SAMMMARCO, J.,CARRASQUİLLO, A.H.,(1999):”Genç Sporcularda Sürekli Ayak Bileği ve Ayak Ağrısı”,Spor ve Tıp Dergisi,4(7)5-9.

 

SANCHEZ, J., CHAİDAS, C.(1999):”Childhood Travma:Now And in the New Millenium”,Sung Clin North Am ,79:1503.

 

sporakademisi.com,SporYaralanması,http://www.sporakademisi.com/sporbilgi/cocuk.htm,(04/06/2006).

 

UĞUR BAYSAL, S.(2003):”Çocuk Güvenliği ve Sağlığı”,Nobel Tıp Kitapevleri,İstanbul.

 

USLU, B. (1999):”Sportif Yaralanmalar”,67-69.

 

ÜLKAR, B., GÜNER, R., ERGEN, E.(2002):”Fiziksel Olarak Aktif Çocuk ve Ergenlerde Yaralanma Özellikleri”,7. Uluslararası Spor Bilimleri Kongresi,17-29 Ekim,Antalya.

 

YAMAN,H.(2000):”Spor Yaralanmaları”,Bağırgan Yayımevi,Ankara, 48-52.

 

YAMANER,F., CİHAN, A.(2001):”Güreşte Meydana Gelen Sakatlık Nedenlerinin Araştırılması”Spor ve Tıp Dergisi,5(5-6)14.

 

 


 * KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ BESYO AEP 2. ÖĞRETİM  022104038

Salı, Nisan 24, 2007

--FUTBOL ve BİLİM-- > Futbolda Isınma Prensipleri ve Faydala

                              

                                        SPORDA VE FUTBOLDA ISINMA


Her türlü sportif aktivitelerde ısınma çok büyük önem arz etmektedir.

Amaca uygun yapılmayan bir ısınma ;          

                                                                                                                        

1-Sakatlanmaya

2-Yenilgiye

3-Beklenen performansı sergileyememe gibi unsurları menfi yönde etkiler.

       Günümüzde her türlü spor branşında kalıplaşmış bir kaç adet ısınma türü ile çalışmalar başlatılmaktadır.Buda klasik ve dar bir kalıp içerisine sporcuyu hapsetmekte ve monotonluk meydana getirmektedir.Daha çalışmanın özüne geçmeden önce negatif bir tablo çalışma akışını mutlaka ters yönde etkiler.Buda istediğimiz verimi almamızı engeller.Çok iyi verimli bir çalışma yapabilmek için yapılacak çalışmanın amaçlarına uygun ve çalıştırılacak kas gruplarına hitap eden çok iyi bir ısınma yapmak lazımdır.Bu gün milli takımlarımızda hangi sporcuya ısınma yaptır deseniz herkes aynı
kalıp ta bir ısınma yaptırmaktadır.Aslında ısınma yarışma ve çalışmanın temel prensiplerinden birisidir.Mesela aşağıda izah edilen tarzların herhangi birisi ile ilgili çalışma yapacağımızı kabul edelim

1-Teknik Taktik Çalışma

2-Kros

3-Temel Kuvvet

4-Çabuk Kuvvet

5-Kuvvette devamlılık

       Her çalışma şekli için tasarlanmış planlanmış bir ısınma sistemi ile ısınma yapmak verimi kesinlikle arttırır.Bu nedenle antrenör akıcılığı sağlamak monotonluğu izole etmek için yapacağı çalışma modeline uygun akıcı tempolu seri ısınma yapmasında kesin fayda vardır.7-8 çeşit antrenman modelinden her model için mutlaka 5-6 ayrı ısınma sistemi geliştirmeli ve çalışmalara her gün ayrı bir ısınma tarzı ile başlayarak verimin arttırılması hesaplanmalıdır.
                                                        
      Isınma sportif aktivitelerin vazgeçilmez bir parçasıdır. Tüm sportif çalışma ve yarışmalar bilindiği gibi ısınma etkinliği ile başlamaktadır. Buradaki bölümde ısınmanın performans üzerine yaptığı etkileri, sportif yaralanma ve sakatlanmalara karşı etkilerini bulacaksınız. Isınma konusu bir sportif aktivitenin en bölümü parçasıdır. Ama genelde bu konuya çeşitli nedenlerle yeterli önemin verildiğini düşünmüyoruz. Aşağıda ısınma ile ilgili önemli olduğuna inandığımız soru ve yanıtları bulacaksınız. Konu ile ilgili daha detaylı bilgiler için yararlandığımız kaynaklara ulaşabilirsiniz, ayrıca bize e-mail atabilirsiniz. Bilgimiz çerçevesinde sorularınızı yanıtlamaya çalışırız.
 (honour55@msn.com)

1-Warm up (Isınma) nedir?


      Bir yarışma veya antrenman öncesinde , o yarışma veya antrenmanın gerektirdiği optimum performansı gerçekleştirebilmek için yapılan fiziksel ve zihinsel etkinlikler dizisinin tümüne ISINMA adı verilir.

      Kısaca ısınma, vücudun yarışmaya veya çalışmaya bir bütün olarak hazırlanmasıdır.

      Isınma kavramı değerlendirilirken , ısınma olayına öncelikle iki boyutta bakılmalıdır. Bu boyutlar genel ısınma ve lokal ısınma kavramlarıdır. Burada genel ısınma bir yarışma ve antrenman öncesi tüm vücudun aktif veya pasif yollarla ısıtılmasıdır. Lokal ısınma ise sportif yaralanma veya sakatlıkların ardından yapılan rehabilitasyon sürecinde veya rehabilitasyonun ardından antrenmanlara hazırlık döneminde bazı kas gruplarının ısıtılmasını içeren aktif veya pasif yöntemlerin kullanıldığı ısınmadır.

2-Isınmanın yararları nelerdir?


      Isınma konusu bize göre bir sportif aktivitenin en önemli parçasıdır. Bu nedenle , bu konuyu biraz detaylı işlemek istiyoruz. Spor sahalarına göz attığımızda genelde üç tip ısınma alışkanlığına sahip sporcu grubu ile karşılaşırız.

      Bunların ilki kendi kendine ve sadece kendine özgü hareketlerle ısınma yapan sporcu grubu; ikincisi gruplar halinde ortak bir ısınma programını uygulayan sporcular grubu ve üçüncüsü de bir antrenör nezaretinde ısınma yapan sporcu grubu

      Isınmaya bireysel bazda baktığımızda ise şu tablo ile karşılaşmaktayız:

      Sporcular eğitim durumlarına, spor yaşlarına, profesyonellik anlayışlarına ve performans düzeylerine göre ısınmaya üç değişik olguyla bakar. Kimi sporcu için ısınma periyodu antrenman veya yarışmanın başlangıcında antrenman sürecinden argo deyimi ile kotarılacak bir kaytarma periyodudur. Kimi sporcu için ısınmaı antrenmanın veya yarışmanın en önemli ve en gerekli parçasıdır ve ısınmaya gerekli önemi büyük bir itina ile verir. Kimi sporcu ise ısınmaya ;antrenman veya yarışma öncesi işinin bir parçası olarak yapması gereken bir olguymuş gibi bakar. Özünde ısınma gerek antrenman, gerekse yarışma öncesi spor olgusunun en önemli parçasıdır

      Bu konuda literatüre göz atıldığında, yapılan araştırmaların tümünde ısınmanın sportif performansı olumlu yönde etkilediği görülmüştür. 

      Yeterli ısınma ile gerek aerobik (oksijenli) enerji oluşumu, gerekse anaerobik (oksijensiz) enerji oluşumu olumlu yönde etkilenir . Nöro-müsküler (sinir-kas) fonksiyonu açısından bakıldığında yeterli ısınma ile kas kuvvetinin arttığı saptanmıştır

      Isınan kas daha fazla gerilebilmekte ve bunun ötesinde daha çabuk kasılabilmektedir. Isınma suretiyle sinir ve kasların reaksiyon süresi kısalmaktadır. Isınma sonucu kasın elastikiyetinin artması daha büyük eklem amplitüdlerine (hareket açısı) olanak sağlar. Eklemlerin hareketi ısınma ile kolaylaşır.

       Ayrıca, ısınma ile hedefe yöneliklilik(isabet) ve hareketlerin koordinasyonu daha iyi hale getirilebilinir.

     Genel anlamı ile ısınma endürans(dayanıklılık), sürat, kuvvet, sıçrama, esneme yeteneği gibi elemanları artırır. Aynı zamanda , ısınmanın sağlık açısından en önemli etkenlerinden biri de ısınma ile kas, ligament ve tendon yaralanmaları gibi sportif sakatlanma risklerinin minimalize edilmesidir. Bu nedenle kas bazında ısınma değerlendirildiğinde genel olarak iki temel etki görülmektedir:
A-Olayın profilaktik (sakatlık önleyici) etkisi.
B-Olayın işgücünün (performansı) artırıcı etkisi.
Spor literatürü tarandığında yeterli sürede ve gerekli şekilde yapılmış ısınmanın performans üzerine etkilerinin hep olumlu olduğu saptanmıştır.

      Ülkemiz özelinde ısınmaya önem gösteren ve ısınmanın öneminin bilincinde olan sporcu sayısı sınırlıdır. Bu noktada özellikle bazı sporcular yeterli ısınma yapmadan bir sakatlanmaya maruz kaldıklarında, ısınmanın önemini farkederler. İşte, bu arzulanmayan ama “deneme-yanılma” metodu ile sporcuya ve ekibine pahalıya mal olan bir deneyimdir.

3-Isınma süresi ne kadar olmalıdır? 


       1 birim antrenmandaki ısınma süresi yapılan spor dalına göre değişiklik göstermektedir. Literatüre baktığımızda bu süre için minimum 10 dakika ile 30 dakika arasında değerler görülmektedir. Bu süre için takım sporlarında ve bireysel sporlarda farklılık görülür.

       Ayrıca, ısınma süresi belirlenirken, yarışma veya antrenmanın yapılacağı ortam, hava sıcaklığı, yarışma veya antrenman saati de göz önüne alınmalıdır. Kimi literatüre ısınma süresi olarak total antrenman süresinin yüzde 20-30’u arasında bir süre kapsaması gerektiğinden söz edilmektedir


4-Isınma yöntemleri nelerdir?


      Spor literatürüne göz attığımızda iki çeşit ısınma yöntemi ile karşılaşmaktayız. Bunlar; aktif ve pasif ısınma yöntemleridir. 

      Aktif ısınma yöntemi; bir antrenman veya yarışma öncesinde fiziksel aktivitelerle yapılan ısınmadır. Pasif ısınma yöntemi ise sportif sakatlıkların rehabilitasyonunda ve de rehabilitasyondan yeni çıkmış sporcuların antrenmanlarından önce çeşitli araçlar kullanarak yaptıkları ısınmadır. Bu pasif ısınmada çeşitli elektrikli fizik tedavi aletleri, banyolar, duşlar, girdap banyosu, normal veya çeşitli kremlerle yapılan masaj ve diğer fizik tedavi yöntemleri kullanılmaktadır.

SİNCE 1957

Resimupload.org irmaksanayispor@mynet.com Resimupload.org SİTEMİZLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİNİZİ VE YORUMLARINIZI BİZİMLE PAYLAŞIN... (Haberlerin altındaki yorum bölümüne tıklamak yeterli) Counter Stats
time attendance
time attendance Counter
En iyi blog
Kulübümüz İçin Hazırlanmış Olan Web Sitemiz Sizce Nasıl Olmuş?
KÖTÜ
FENA DEĞİL
GÜZEL
ÇOK GÜZEL


Sonuçlar
-CANLI SPOR HABERLERİ- Link Ekle Resimupload.org
OnuR KeskiN-2007 Toplist

Myspace Flash Games
CompleteMyspace.com Codes