ÇOCUK SPORCULARDA SIK GÖRÜLEN SPOR YARALANMALARI

ONUR KESKİN
ÖZET
Küçük yaşlarda elit spora yönlendirilen çocukların sayısı küçümsenmeyecek kadar fazladır.İlkokula henüz başlamış çocukları spora yönlendirerek geleceğin şampiyonları yaratılmaya çalışılmaktadır.Bunun sonucunda yaptırılan yüklenmeler , erişkileri bile zorlayacak nitelikte olmaya başlamıştır.Bunun amacı sadece kazanmaktır , antrenör ve yöneticilerin kişisel hırslarından ibarettir.
Özellikle ülkemizdeki spor eğitimindeki bu tip uygulamalar sonucunda birçok niteliğiyle gelecekte kendi branşlarında önemli yerlere gelebilecek genç sporcular , ciddi sakatlıklar geçirip , sporu bırakma noktasına kadar gelmektedir.Bunların engellenmesi çocuk yaşındaki sporcuların ciddi ya da ufak çapta sakatlıklar yaşama riskini en aza indirmek için , antrenörlerin çok iyi eğitilmesi ve antrenmanlardaki yüklenmelerinden özel yaşantılarına kadar her şeyi çok kapsamlı araştırması gerekmektedir.
ANAHTAR KELİMELER:Çocuk,sporcu,sakatlıklar
Giriş
Çocukluk dönemi doğumdan itibaren 11-12 yaşına kadar süren zamanı kapsar.Ancak yaşa bağımlı kalmadan , doğumdan itibaren çocuğun fiziksel , zihinsel ve psikolojik gelişimindeki seyrine bakarak cinsel olgunluğa erişmesine kadar olan sürecin çocukluk dönemi olarak alınması gerekir.Çünkü kimi çocuk akranlarına göre daha erken ya da geç gelişebilir ( sporakademisi.com,04/02/2006 ).
Çocuk yaş grubunda en sık rastlanılan yaralanma türü künt yaralanmadır.Düşme ve araç içi/araç dışı trafik kazaları ise en sık yaralanma nedenleridir (KANBİR, O. – 2000 ).
Daha nadir görülen spor yaralanmaları , ateşli silah yaralanmaları ve diğer delici yaralanmaların yanı sıra bilinçli yaralanma türleri olarak aile içi şiddet ve intihar girişimleri de çocuklarda yaralanma nedenleri arasında sıralanabilir (SANCHEZ,J. , CHAİDAS,C. – 1999) .
Spor yaralanmaları makrotravma ve mikrotravma olarak iki ana grupta toplanabilir.Makro–travmalar , omurga yaralanmasında olduğu gibi akut ya da ciddi bir olay olarak karşımıza çıkar.Makrotravmalar ise tekrarlayan zedelenmelerdir ve başlangıçta genellikle fark edilmez.Bu yaralanma mikroskobik düzeydedir ve tekrarlayan travma ağrıya yol açar.Bazı olgularda sakatlanmalar görülür ( UĞUR BAYSAL, S. – 2003 ).
Son yıllarda çocuk ve ergen sporcuların yarışmalarda daha fazla yer aldığına ve yaralanma şekillerinin değiştiğine tanık oluyoruz.Gençlerin spora özendirilmesi ve kız çocuklarının da spor karşılaşmalarına katılmalarında artış görülmesi spor yaralanmalarının artmasına neden olmaktadır.Yetişkinlerde bel ağrısı genellikle iş ile bağlantılı iken , genç sporcularda görülen bel ağrısı ciddiye alınarak ayrıntılı olarak incelenmesi gereken bir durumdur (BERK,R.H. - 2004 ).
Ülkemizde genç nüfusun spora katılımı ve ortaya çıkan yaralanmalarla ilgili yeterli istatistiksel veri olmamasına karşın , bu oranın gittikçe arttığı düşünülmektedir.Spor yaralanması nedeniyle hastaneye başvuran çocuk sayısında artış olduğu belirtilmektedir. Çocuklarda görülen spor yararlanmalarına ait istatistiksel bilgiler gerekli önlemlerin alınması açısından oldukça değerlidir.Spora katılan belirli bir grup çocukta kesitsel olarak (belirli bir zaman diliminde) oluşan yaralanmalar (prevalans) ile bir grup çocukta tanımlanmış bir zaman diliminde ortaya çıkan sorunların sıklığı (insidans) üzerine veriler oldukça sınırlıdır (WİLLİAMS, J. ve Arkadaşları – 1998 ).
Kanada’da inceledikleri bir yıllık arşiv raporlarında 0-19 yaşlarındaki 7527 çocukta , spor yaralanmalarını , 1000 çocukta 174 olarak bulmuşlardır.Danimarka’da 6069 kişiyle yaptıkları benzer araştırmada , 1000 olgunun 73’ünde sporla ilgili yaralanma görüldüğü saptanmıştır.İsviçre de ise yedi yılı kapsayan ve 14-20 yaşlarındaki çocukların sigorta kayıtlarına dayanarak yapılan araştırmada çocuklar için en riskli spor dallarının hentbol ( 7.6/10000 oyun saati ) ve buz hokeyi (8.6/10000 oyun saati ) olduğu bildirilmiştir.
Aynı araştırmada üst ekstrimitelerin travmaya daha fazla maruz kaldığı belirtilmiştir.Yine Hollanda’dan başka bir çalışmada 8-17 yaş gruplarında saptanan 7468 yaralanmanın 791’nin çocuk sporcularda görüldüğü ; %31’nin tıbbi tedavi gerektirdiği ; en sık yaralanan bölgenin ayak bileği olduğu ; yaralanmaların %77’sinin kontüzyonlar ve çekme (strain) olduğu ortaya konmuştur.
İrlanda’da 5-17 yaşlarındaki 397 çocuğun verilerinden yola çıkarak , akut ve kronik olguların hemen hemen eşit bir dağılım gösterdiklerini belirtmişlerdir.Bu dağılımın diğer kaynaklarda da yaklaşık olarak aynı özellikler gösterdiği bildirilmiştir.Ancak , cinsiyet ve spor dalları ayrı değerlendirildiğinde bu oranlarda değişiklikler görülmektedir (ERGEN, E. – 2004).
Çocuklarda görülen spor yaralanmalarının bir nedeni , gelişimsel olarak hazır olmadan yarışma sporlarına katılmalarıdır.Nörolojik gelişim ve hazırlıklı olmak (readiness) terimleriyle açıklanan ve bu karmaşık ve sürekli sürecin antrenör ve ebeveynler tarafından iyi bilinmesi ve izlenmesi gerekmektedir.Çocuklarda yarışma kavramı gelişimi dokuz yaşından önce , bilişsel ve fiziksel olarak yarışmaya hazırlıklı olmak ise 12 yaşından önce görülmemektedir.Spor dalına özgü , ender görünen kronik (cimnastikçilerde klavikula stres kırığı) veya akut yaralanmalar (kalecilik yapan çocuklarda distal radius kırıkları) da saptanmıştır.Bu nedenle istatistiksel bilgilerden genel sonuçlar çıkarılırken , özel durumlara da dikkat edilmelidir ( BOYD, T., BROWNSON, P. , HUNTER, J. - 2001 ).
Günümüzde genç kızların spora katılımında artış gözlenmektedir.Yaralanma nedenleri erkeklerle benzer olmasına karşın , yaralanma mekanizmaları farklı olabilmektedir.Bazı çalışmalarda , erkek sporculardaki yaralanmalar anlamlı derecede daha fazla (%69) bulunmuştur.Kızlarda daha çok çekme tipi , erkeklerde kontüzyon şekilde yaralanma saptanmıştır.Kırıklarda da aynı özellikler izlenmektedir , erkekler kırıklara daha fazla maruz kalmaktadır ( LOUD, K. , MİCHELİ, L. – 2001 ).
Özellikle futbol , basketbol , güreş gibi kontak spor yapan sporcularda ve oyun çağındaki çocuklarda ya diğer sporcuların çarpması ya da düşme sonucu yaralanmalar ortaya çıkabilir.Spor yaralanmaları içerisinde diş i çene , dudak ve dil gibi ağız içerisindeki dokuların yaralanmaları önemli yer kaplamaktadır.Ağız kaplayıcıları kullanılarak bunlar önlenebilir. (hekimim.com,03/06/2006).
Omurga yaralanmaları bazı spor dallarına özgü olabilir.Örneğin buz pateni , jimnastik ve ya da dans sırasında zorunlu olarak spinal hareketin üst sınırlarının zorlandığı hareketler gerçekleştirilir.Bel ağrısı ritmik cimnastikçilerde yaklaşık %86 oranında , spondiloziz ise cimnastikçilerde %32 , balerinlerde %33 oranında görülmektedir.Klasik bale dansçılarında asimetrik tekrarlayan kuvvetlerin rolü olduğu sanılan skolyoz görülme sıklığı artmıştır
( HUTCHİNSON, M. – 1999 ).
Aktif çocuklarda ve gençlerde sürekli ve ya tekrarlayan ayak ve ayak bileği ağrısı sık görülür.Ağrı ve sakatlığın birçok biçimi ve nedeni olabileceğinden doktorlar bu tip hastaları dikkatle değerlendirmelidir (SAMMMARCO, J.,CARRASQUİLLO, A.H. - 1999 ).
Kronik ağrı akut bir yaralanmada yetersiz tanı veya tedaviden veya konjenital bir anamoliden kaynaklanabilir.Aşırı kullanımda ayak ve bilek ağrısına yol açabilir.Kronik veya tekrarlayan ayak ve bilek ağrılarında doktorun uyanık olması akut yaralanmaların tanı ve tedavisinde odaklanmaya,bu yolla da sakatlık süresinin kısalmasına genç sporcularda uzun dönemdeki sekerlerden kaçınmaya yarayacaktır ( USLU, B. 1999 ).
Sporda güvenlik çok önemlidir.Egzersizle ilgili küçük kazalar sık olmasına rağmen (bir çalışma , 13 okul çağındaki çocuğun her yıl %22’sinin beden eğitimi dersi sırasında ve ya açık hava sporlarında yaralandığını göstermiştir.)Tedbirli bir yaklaşım aşırı kullanım yaralanmalarını ve daha ciddi travmaları minimale indirecektir.Örneğin küçükler ligi beyzbol atıcılarında aşırı kullanım yaralanmalarından kaçınmak için fırlatma sayımı kullanılmaktadır
Pop Warner futbol oyuncuları yaşa ve kilolarına göre liglere dağıtılmaktadır.Müsabaka yapmak yanlış olmasa da ; çocuklar birbirlerini yaralamasının oldukça muhtemel olduğu noktalara gitmeye cesaretlendirilmemelidir ( ÜLKAR, B. , GÜNER, R. , ERGEN, E. 2002 ).
Futbol ülkemizde en popüler spor dalıdır ve ülkemizde yaşayan birçok genç ve ergenin tek spor yapma olanağıdır. Ülkemizde sadece 2000 yılında lisans muayenesi için 170 000 futbolcunun muayeneden geçtiğini düşünecek olursak, lisansı olmayıp, “mahalle” aralarında ya da halı sahada spor yapan kişilerin bunun kat kat fazlası olduğunu düşünmek mümkündür. Yurtdışında yapılan epidemiolojik çalışmalar futbol yaralanmalarının %85’inin 23 yaş altında olduğunu ve %45’in de 15 yaşın altında olduğunu bildirmişlerdir. Futbolcular arasında sezon başına %2.6-5.2 sporcuda ölümcül olmayan yaralanmanın olduğu bulunmuştur. Diğer ilginç bir gözlem ise salon futbolunda yaralanmaların, açık hava futboluna göre 6.1 kat daha fazla görülüyor olmasıdır.Futbolda ölümcül yaralanmalar kale direğine çarpmalar ya da kalenin futbolcunun üzerine düşmesi biçiminde olmaktadır. Bu nedenle özellikle sporcu eğitimi ve kale direklerinin iyice tespiti bu kazaları engelleyecektir.En sık ölümcül olmayan futbol yaralanması ise yumuşak doku ezilmesidir. Kırıklar enderdir, tüm yaralanmaların %3.5-9’unu oluştururlar.Kırıkların çoğu ise üst ekstremitede olur. En çok alt ekstremite yaralanmalar görülür.Gelişmekte olan sporcular da ise olgunlaşmamış iskelet sistemine ilişkin sorunlar ortaya çıkabilir.Topuk ağrıları , diz ağrıları buna bağlı (Osgood Schlatter hastalığı, Sever hastalığı, kalkaneal apofizit gibi) gelişebilir ( sahlanlar.com,02/06/2006).
Yüz ve baş yaralanmaları çok sık olmasa da (%4.9-22) baş yaralanmalarının %20 kadarının beyin sarsıntısına neden olması önemli bir bulgudur.Göz yaralanmaları özellikle ender değildir.Basketboldan sonra futbol ağız-yüz ve diş yaralanmalarının en sık nedenidir. Ağız korumasının kullanılması bu yaralanmaları azaltmıştır (sakintaekwondo.com, 03/06/2006 ).
Sporucunu fizik yapısı , antrenman durumu , antrenman saati ve sıklığı , yaşı , aşırı zorlanması ve ya yorgunluğu iyi ısınmış olup olmaması , yapılan sporun türü , sıklık süresi , zemin ve spor araçlarının kalitesi , sportif olayın organzisayonu şekli ayrıca iklim şartları , o anki hava koşulları gibi çok çeşitli faktörler spo sakatlıklarının ortaya çıkışında etkili olabilmektedir ( GÜNDOĞDU, C. , ÖZMERDİVENLİ, R. – 2003 ).
Spor sakatlıkları yönünden güreş sporu birinci grup sporlar arasında yer almaktadır.Yapılan araştırmalara göre , sakatlanma oranı tüm sporlarda %1.9 olup , güreşte hokey ve bokstan daha az görülmektedir.Baş ve boyun sakatlıkları sportif faliyetler sırasında oldukça sık karşılaanan durumlardandır.Yıldız kategorisinde en çok ( %21,53) diz sakatlıkları ve en az (%7,69) baş boyun ve bel sakatlıkları cevabı verilmiştir
( YAMANER, F. , CİHAN, A. – 2001 ).
Koşu sakatlıkları 1000 saat başına düşen sakatlıklar olarak ifade edilmektedir.koşu sakatlılarıyla ilgili etiyolojik faktörler 2’ye ayrıılmaktadır..
- içsel faktörler: Pelvis , diz , tibia anomalileri , bacak uzunluğunda farklılıklar , kuvvet esneklik imbalansı ve ya eksikliği.
- Dışsal faktörler : Antrenman hataları , saha ,zemin , kötü ve yetersiz ayakkabılar (YAMAN, H. – 2000 ).
MATERYAL-METOD
Yaptığım araştırmada çocuk sporcuların branşlarına özgü sakatlıkları ve sakatlanma olasılıkları araştırılmıştır.Yurt dışında yapılan istatistiksel çalışmalar kullanılmış , bunların daha çok hangi branşa özgü sakatlıklar oldukları sayısal verilerle ispatlanmıştır.Bu konuyla ilgili daha kapsamlı araştırmaların yabancı kaynaklarda olduğu görülmüş ve daha çok yabancı kaynaklar kullanılmaya çalışılmıştır.
BULGULAR
Ülkemizde çocuk sporcuların daha gelişimi tamamlanmadan müsabakalara sokularak ciddi sakatlıklar sonucu sporu erken yaşta bıraktıkları görülmektedir.Yurt dışında da bu tip yanlışlıklar yapılmaktadır.Bunların en aza indirilmesi için antrenörlerin ve ebeveynlerin bilinçli olmaları yanı sıra , branşa özgü kullanılan materyallerin ve ergojenik yardımcıların da sakatlıkları tetiklediği saptanmıştır.
Sakatlıkların düzeltilmesi için gereken tıbbi desteğin sportif yaralanmalarda pek de kontrollü olmadığı ve spor hekimliğinin ülkemnizde henüz tam olarak oluşmadığı görülmüştür.
TARTIŞMA VE SONUÇ
Bu çalışma gösteriyor ki , ülkemizde birçok sporcu daha spora başlayamadan sporu bırakmak durumunda kalıyor.Gerek spor eğitimindeki eksiklik , gerek sporcu yetiştirmek yerine antrenör ve klüplerin kendi başarılarını insan sağlığının önünde tutma durumu , sporcu sakatlıklarını daha da fazlaya çıkarıyor.Gençlerin spora yönlenmesinin arttığı , bayan sporcuların eskisinden fazla spora yönelmelerinin de etkisiyle , yani sporcu sayısının da artmaya başlaması , istatistiksel olarak sakatlıkların artmasında pek de anormallik olmadığını gösteriyor.
Artık insanlar günümüzde sporu her yaşta yapmakta ve çocuklarını da küçük yaşlarda spora yönlendirmeye başlamışlardır.Onları spora yönlendirirken çocuklarının isteklerini de branş seçiminde gözönünde tutmaları gerekmektedir.İsteksiz yapılan aktivitelerde çocuklar sıkılacak ve dikkatsizce yapılan herhangi bir harekette sakatlanma olasılıkları artacaktır.Çocuklarımıza aldığımız her türlü ergojenik yardımcının kaliteli olmasına dikkat etmeliyiz.Antrenörüyle birlikte ortak hareket ederek çocuklarımızın gelişimini kendimizde görmeliyiz.Sonuç olarak sporu boş vakitlerimizi olumlu bir şekilde geçirmek için yaparken ve çocuklarımıza yaptırırken onların sağlığını her zaman için önemseyelim.Ve spor yapalım derken sağlığımızdan olmayalım , çünkü spor sağlıklı olmak için yapılır.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
BERK, H.R. (2004): “Çocuk ve Ergen Sporcularda Lomber Yaralanmalar”, Acto Orrthop Traumatol Turc ,İstanbul, 38(1)74-80.
BOYD, T., BROWNSEN, P., HUNTER,J. (2001): “Distal Radial Fractures in Young Goalkeepers: a case for as appropriately sized soccer ball” , 35:409-11.
ERGEN, E. (2004): “Çocukluk ve Ergenlik Döneminde Spor Yaralanmalarının Nedenleri , epidemiyolojisi , risk faktörleri”, Acto Orrthop Traumatol Turc , İstanbul, 38(1)27-31.
ERGEN, E. (2001):”Çocuklarda Görülen Spor Yaralanmaları”, Ulusal Spor Hekimlği Kongresi ; 25-27 Mayıs,İstanbul.
GÜNDOĞDU, C. , ÖZMERDİVENLİ, R. (2003):”Amatör ve Profesyonel Futbolculardaki Spor Sakatlıllarının Vücut Kütlesi ve Yaş Gruplarına Göre Dağılımlarının Analizi”,Gazi Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi ,Ankara, 7(4)58-66,.
hekimim.com,ağız koruyucuları,http://www.hekimim.com/merak ettikleriniz/agiz koruyucu/agiz kotuyucu htm#agiz,(03/06/2006).
HUTCHİNSON, M. (1999):”Low Back Pain in Elite Rhytmic Gymnists Med Sc”:Sports Exerc ,31:1686-8.
KANBİR, O.(2000):”Sporda Sağlık Bilinci ve İlk Yardım”,Bursa ,75-81.
LOUD, K., MİCHELİ, L. (2001):”Common Athletic İnjuries in Adolescent girls”,Curr Opin Pediatr ,13:317-22.
sahlanlar.com,gençlerde futbol yaralanmaları,http://www.sahlanlar.com/spor.html#10,
(02/06/2006)
sakintaekwondo.com,sporyaralanmalari,http://www.sakintaekwondo.com/taek-giris/Saglik/sporyaralanmalari/cocuk.htm,(03/06/2006).
SAMMMARCO, J.,CARRASQUİLLO, A.H.,(1999):”Genç Sporcularda Sürekli Ayak Bileği ve Ayak Ağrısı”,Spor ve Tıp Dergisi,4(7)5-9.
SANCHEZ, J., CHAİDAS, C.(1999):”Childhood Travma:Now And in the New Millenium”,Sung Clin North Am ,79:1503.
sporakademisi.com,SporYaralanması,http://www.sporakademisi.com/sporbilgi/cocuk.htm,(04/06/2006).
UĞUR BAYSAL, S.(2003):”Çocuk Güvenliği ve Sağlığı”,Nobel Tıp Kitapevleri,İstanbul.
USLU, B. (1999):”Sportif Yaralanmalar”,67-69.
ÜLKAR, B., GÜNER, R., ERGEN, E.(2002):”Fiziksel Olarak Aktif Çocuk ve Ergenlerde Yaralanma Özellikleri”,7. Uluslararası Spor Bilimleri Kongresi,17-29 Ekim,Antalya.
YAMAN,H.(2000):”Spor Yaralanmaları”,Bağırgan Yayımevi,Ankara, 48-52.
YAMANER,F., CİHAN, A.(2001):”Güreşte Meydana Gelen Sakatlık Nedenlerinin Araştırılması”Spor ve Tıp Dergisi,5(5-6)14.
* KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ BESYO AEP 2. ÖĞRETİM 022104038